Alpler 2014

Genel Rota Alpler2
11-20 Temmuz 2014 tarihleri arasında planladığımız 9 günlük Alp turumuzu hiçbir problem yaşamadan tamamladık. Muhteşem bir tur oldu. Muhteşem manzaralar, kasabalar, evler, virajlar kendimizi alamadık dağların zirvesinden her anı kartpostal gibiydi.. Sık sık durup kaskı çıkarmaktan hiç üşenmedim. Virajı görüp gaz açmaktan manzaraya bakmak için fren yapmaktan manyağa döndük. Zirvelerde donduk aşağıya indik gölde yüzdük. Bir kez daha gitmek şart oldu…..Alp geçitleri motor kullanan ve doğayı sevenlerin yapması gereken bir rota. Eğer zamanınız çoksa bisikleti tercih edin yoksa bizim gibi motoru, eğer motor kullanamam ama bisikleti de tercih etmem derseniz üstü açık spor bir araba ile süper olur, biz yaşlanınca öyle yapacağız:-)))

Toplam Maliyetimiz….2.200 Euro (iki kişi bir motor)…

ALPLER 2014      Gerçekleşen €
Maliyet
Benzin Masrafı (Alpler) 150 €
Konaklama Masrafı (Alpler) 750 €
Yeme-İçme Masrafı (Alpler) 360 €
Otoban-Yol Giderleri Masrafı (Alpler) 24 €
GreenCard-Sigorta v.s 50 €
Motor Kirası 600 €
Ucak Biletleri 280 €
TOPLAM Maliyet 2.214 €
Toplam maliyet 2 kişi için gayet makul. Otellerimizin çoğu oda kahvaltıydı ve öğlen yemeklerini geçitlerin zirvelerinde yanımızda getirdiğimiz ton balığı, pilaki ve  marketten aldığımız ilavelerle geçiştirip akşamları ise bazen kaldığımız yerlerdeki farklı tatları deneyerek geçirdiğimizden ilave çok yüksek yemek masraflarımız olmadı.
Avrupa’da demir yolu ağı çok gelişmiş olduğundan Motorları kiraladığımız Landshut’a gidiş ve geliş hiç sorun olmadı. İlk gün fazla vaktimiz olduğundan Münih merkezde kalmayı tercih etmiştik ama Landshut’ta bir gece konaklanabilecek güzel bir yermiş son gün merkezdeki festival aklımda çok değişik bir fotografını bıraktı Landshut’un.

Motorları Kiraladığımız  Motowelt  (http://www.motowelt.de) ve tabiki Hermann süper bir seçim olmuş. Her konuda inanılmaz yardımcı oldu. Motorları tüm prosedürleri hallederek kahvelerimizi yudumlarken çok kısa sürede teslim aldık. Giyinmemiz bile daha uzun sürmüştü. 5 motor kiraladığımız için Hermann bize 1 adet GPS i ücretsiz verdi. Motorlarda standart 3 adet yüksek hacimli (yan çantalar min 46lt Topcase 52lt) Givi çantalar vardı. İsteyene de ücretsiz depo üstü çantası ilave etti. Kısacası Hermann bundan sonra bize bu konuda Dermann…..Otellerimizin (Otel Rezervasyonları Bölümünden bakabilirsiniz) Como daki Restorante Valletina olanı hariç diğerlerinin tamamı mükemmeldi. Aile ile kalınabilecek ama tek kişi için fazla lüks sayılabilecek otellerdi. Tek kişi gitmiş olsaydım çok daha uygun otellerde kalabilirdim. Münih merkezdeki iki otelimizde seyahatin başlangıç be bitişi için mükemmel konumdalardı.Rotamız ise tam anlamıyla mükemmeldi. Çok fazla araştırarak ve daha öncei raporları derleyerek hazırladığım rota artçılı (eşli) yolculuklarda kullanılabilecek bir rotadır. Günlük ortalama 250-300km yol 2-3 Pass ile tamamladık. Rota içerisinde 3 büyük şehir gezisi de vardı ve eşlerimiz için çok anlamlı oldu. Daha önceki gezi planlarımda hep eleştiri aldığım gezi ortasında Rest Day vardı, herkes bir günü motorsuz geçirmiş oldu, kıçlarımız biraz soğudu. Tüm önemli Pass lar geçilmiş oldu. Ama bu rota tek kişilik geziler için pass sayısı ve yapılan günlük km arttırılabilir. Rest day de iptal edilirse aynı tur 3 gün kısaltılarak çok rahat yapılabilir.

İstanbul-Münih

Münih uçağımız Atatürk Hava limanından kalkacağından Hava limanına Otobüs+Metro ile ulaşım çok kolay oldu. 
[URL=http://s149.photobucket.com/user/agumus/media/Alpler/DSC_0165_zpsef7321dd.jpg.html][IMG]http://i149.photobucket.com/albums/s58/agumus/Alpler/DSC_0165_zpsef7321dd.jpg[/IMG][/URL]
IMG_20140711_104713
Yurtdışı uçuşlarda 2 saat önce havalimanında olma zorunluluğunu lounge ta keyifli vakit geçirmek için bir fırsat. 
10 kişilik bir grup böyle bir seyahat için oldukça kalabalık, kendimi tur rehberi olarak hissettiğim anlarda “Arkadaşlar Bu Tarafa….” Edalarıyla sesleniyorum gruba….
Yurt dışı haraçlarımız olan 15 TL leride verdikten sonra Uçaktayız. Uçak boş olduğundan check in yapan bayan bizi 3 lü koltuklara ikili olarak yerleştirdi. Bizde yayıla yayıla seyahat ettik Lufthansa ile. Harika bir yolculuk sonrasında Münih’teyiz Havalimanı-Otel-Landshut bağlantıları daha önceden ayarlandığından taksi bile kullanmadan Hava limanı-Metro sonrasında yürüyerek ilk otelimiz Dolomitteyiz. Hızlı bir şekilde giriş yapıp eşyalarımızı yerleştirdikten sonra atıyoruz kendimizi Münih’in bira bahçelerine….”October Fest” bira festivalinin olduğu şehir burası…her türlüsünü deniyoruz biranın……

Ekibi Hint yemekleri konusunda biraz iştahlandırıp acıkınca da en yakın Hint lokantasına atıyoruz kendimizi “Garam Masala”…her şeyden azar azar  söylüyoruz, ama ortaya, yemekler geldiğinde kimse kimseyle konuşmak bile istemiyor yumuluyoruz……

Landshut-Zell Am See

Bu günkü Rotamız 244 km,
Eşlerimizi otelde bırakıp trenle Landshut a motorlarımızı almaya gidiyoruz. Almanya’da otobüs-Tranvay-Tren v.s tüm ulaşım aynı bilet ile sağlanabiliyor. Turistler için uygun bilet şeçenekleri var. Ayrıca eğer kalabalık bir grupsanız 6 ve daha fazla mutlaka grup bileti alın tek bilete göre çok ama çok hesaplı oluyor.

Tren istasyonu ile Hermann’ın ofisi yürüme mesafesinde. Hermann işlemlerimizi çok hızlı bir şekilde halledip sorunsuz tüm motorları teslim ediyor. Motorların bakımı yapılmış ve çok iyi durumda olmaları kafamızdaki birçok soru işaretini ortadan kaldırıyor. İlk 2 gün yağmurlu olacağından lastikler bizim için çok önemliydi. Crosstourer’daki lastikler sıfır diğerleri ise 3-4 bin km lik gayet iyi durumdaydılar.

IMG_20140712_092531

Zeki-Nimet (261)
Hermann tarafından çekilen toplu fotoğraf sonrasında artık yoldayız, Landshut u çıkar çıkmaz otobanda yağmur yakalıyor bizi. Münih merkeze kadar yağmurlu gidiyoruz ama yollar o kadar temiz ki vizörlerimiz, üstümüz ve motorumuz tertemiz. Aynı durum TR de olsa ilk benzinlikte jet ile komple dıştan yıkanmak gerekirdi. Tam 4 saat sonra tekrar otelimizin önündeyiz, eşlerimiz check-out yaptırmış ve kıyafetlerini giymiş hazır kıta olarak bizleri bekliyorlar. Onlara ilk gün için sıkıcı toplamda 80km motorlu 80km de tren yolculuğu yaptırmak istemedik, sabah kalkıp kahvaltılarını yapıp etrafı biraz daha dolaşma fırsatı yakalamış oldular, bizde bu arada motorlarımıza adapte olma fırsatı bulduk.

Zell am See Salzburg yolu üzerinde olduğundan otoban çok kalabalıktı ve ara ara yağmur yiyorduk. Herkes arabası üzerinde kanolar bisikletler, karavanlılar, römorklar ağzına kadar dolu vaziyette seyahat ediyorlar belli ki günübirlik değil hafta sonu komple dışarda bunlar. Biz Türk’üz ama Alman otobanında emniyet şeridine girmek olmaz, emniyet şeridi de bizimkiler gibi patika yol genişliğinde falan değil iki otomobil yan yana durabilirJ…Hollanda plakalı bir motorun emniyet şeridinden yanımızdan hıza geçtiğini görünce dayanamadım ve bende daldım. Burası daha güvenli.
Salzburg’a çok az kala, Rosenheim’den yönümüzü güneye Zell Am See ye çeviriyoruz çok şirin kasabalardan geçiyoruz, bu arada Avusturya sınırını da geçiyoruz. Küçük bir tabela ile hoşgeldiniz yazıyor o kadar, GPS im olmasa fark edilmesi çok güç.
Otelimiz Zell Am See çıkışında Grossglockner yolu üzerinde fursh bölgesinde. Süper manzaralı harika  bir yer burası. Otelimize yerleşip iki alternatiften birini tercih etmek durumdayız. Kaprun Kaplıcalarına mı gidelim yoksa Merkeze göl çevresinde mi dolaşalım? Biz gölü tercih ediyoruz. Festivale denk geliyoruz ama daha sakin göl manzarası ve kasaba içinde kısa bir yürüyüş çok daha cazip geliyor bize. Artık gezi sonuna kadar şarap anavatanlarından geçeceğimiz için her fırsatta meyve suyu gibi şarap içmeyi tercih ediyoruz ayrıca sudan da ucuz…
IMG_20140712_184633IMG_20140712_184628IMG-20140919-WA0092

Zell Am See-Arabba

Bu günkü Rotamız 195 km, Geçeceğimiz Geçitler ise GrossGlockner, Passo Falzarego
Sabah kahvaltısı beklediğimizi üzerinde dolu geliyor. Birkaç çeşit peynir, çay-Kahve-süt, tereyağı ve yoğurt çok iyi. Nutella olmazsa olmazı kahvaltımızın. Bir miktar domuz yağı var mıydı hangisindeydi muhabbeti dönüyor ama çok ta hızımızı kesmiyor. Motorları full ettikten sonra gezinin en önemli  ve Alplerin en yüksek noktasında siz olması biraz moralimizi bozuyor. Yağmurluklarımızı giyiyoruz. Tümer bu konuda biraz cimri davrandığından sanayiden aldığı 10 TL lik yağmurluğunu üzerine göre kesip biçiyoruz ama gene olmuyor zirveye varmadan paramparça oluyor kalanı da striptiz edasıyla parçalıyor üzerinde….Arkadaşım, motorda motor yağmurluğu, bisiklette bisiklet yağmurluğu, yürüyüşlerde ise çok daha farklı olur hepsinin yeri ayrıdır, bu kadar fazla yol tecrübesine bu yaklaşım olmamış Tümer. 


PANO_20140712_175035467
Zeki-Nimet (3)Zeki-Nimet (48)

Bizde İsa’nın önünde dağlara doğru bakıp huzur buluyoruz.
Tam ayrılmaya yakın sis dağılmaya başlıyor birkaç poz yakalıyoruz ama zirveleri net göremiyoruz.
Zirvedeyiz ve kendimizi harika hissediyoruz, yağmura, sise ve soğuğa rağmen herkes gülüyor. Kimse kaskını bile çıkarmıyor, daha çok eşlerimiz, kaloriferli bir yer bakıyorlar hiç olmazsa içeride kask takmayın….
IMG-20140919-WA0075
IMG-20140919-WA0032

Buzulun olduğu bölgeye giriyoruz. Burası inanılmaz kalabalık. Treeking yarışı varmış. Alplerde ne olabilir ki başka, doğa ile ilgili her türlü aktivite burada.



SAM_1098

Arabba çok şirin bir kayak merkezi, otelimiz Garni Serena beklediğimizden çok daha lüks, kapalı otoparkı, Wifi v.s. Odalardaki eşyalar tamamen masif, Tuvalet ve banyosu inanılmaz derecede kocaman, tam anlamıyla kayak müşterilerin rahatı düşünülerek yapılmış. Otelin konumu ise harika.

 

Akşam yemeğimizi  odalardan birinde bir araya gelip yanımızdaki ton balıklı salata ile yapıyoruz. Öncesinde Pizza memleketinde pizzasız olmasın diye merkezde çok güzel çıtır iki tane büyük boy sarmısaklı pizza yaptırıyorum. Çok acıkmışız anında temizliyoruz masadakileri.

SAM_1143 SAM_1132 Panorama
Bu akşam 2014 Dünya kupası final maçı. Futbol ile ekipteki kimsenin çok alakası yok ama havayı solumak insan içine karışmak için açık hava bir yerde büyük ekran karşısında en arkalara oturup biralarımızı ve patateslerimizi söyleyip günün kritiğini yapıyoruz. 


Ertesi günkü rotada yağmur nedeniyle ve siste stelvio tepesinin keyifli olmayacağını düşünerek ufak bir değişiklik yapıyoruz ve stelvio yu bir sonraki güne bırakıyoruz ama 2 önemli pass’ı ise garantiliyoruz. Artık gezinin kalan kısmında yağmur yok.
 

Arabba-Bormio

Bu günkü Rotamız 270 km, Geçeceğimiz Paslar Passo Pordoi (Solo  yalnıza ben), Gardena Pass, Mendel Pass, Tonale Pass, Gavia Pass.
Arabba Bormio arası planladığımız rotada yağmur ve sis ihtimali nedeniyle Stelviyo u ertesi gün daha erken saatlerde geçebilmek için değiştirdik ve Passo Gavia ve Passo Del Tonalle passlarını daha kolay yapılabilir hale getirdik.

Otelimizin konforlu oluşundan mıdır nedir benim dışımda herkes sallana sallana otelin keyfini çıkarıyor, espressolarını içiyorlardı. Bende yolumuzun tam tersi istikamette olan Passo Pordoi ye bi çıkıp geleyim dedim ve motorun tüm çantalarını çıkardım. Tüy gibi hafifledi motor. 

Yata kalka çok keyifli zirve yapıp geldiğimde herkes bahçede hazır kıta beni bekliyordu, hazırlanıp önce Passo Gardena, Bolzano ya çok bulaşmadan Passo Mendola, Passo Tonalle ve günün en güzel pası Passo Gavia.

IMG-20140919-WA0067
Otelde kalan bisikletçiler yanlarında sudan başka bir şey taşımıyor, eşyalarını bir araç sürekli arkalarından getiriyor, başka türlü Alplere bisikletle tırmanılmazdı herhalde….,
Önde tek dişli arkada 11’li kaset Full karbon bir bisiklet yaklaşık 8 bin Euro civarında
SAM_1152
Zeki-Nimet (56)
Zeki-Nimet (231)
Zeki-Nimet (54)
Biraz sohbet ettik gaza getirdik basamaklardan binerek çıktı ve indi Manyak,,,, Bizi deli etti imrenerek seyrettik…..Zeki de tay tay bindi motor kıyafeti ile….
IMG-20140919-WA0055
Bolzano’da çok dikkatli olmak gerekiyor çünkü yolu GPS ile takip etmek güç. Sürdüğünüz yolun üzerinde başka bir yol olduğundan GPS in hangisini gösterdiğini anlamak zor. Ama hiç hata yapmadan merkeze girmeden atlatıyoruz burayı.
Zeki-Nimet (37)Zeki-Nimet (51)
Zeki-Nimet (52)
IMG-20140919-WA0018



Passo del Tonale geçişinde muhteşem manzaralı bir öğle yemeği yiyoruz. Menü yine Ton-Pilaki-Salata ve Beypazarı kurusu.

IMG-20140919-WA0003

Passo Gavia muhteşem, yol çok dar ve diğer geçitlerde olduğu gibi kaliteli bir zemin yok. Virajları dönerken duracak kadar yavaşlayıp, kafayı uzatıp gelen yoksa devam ediyoruz yoksa iki aracın yan yana geçmesi için karşılıklı anlaşmaları gerekir.



Yol o kadar dar ki durupta fotoğraf bile çekemiyoruz. Sadece 2 noktada geniş bir viraj bulup fotograflayabiliryoruz muhteşem manzarayı.

SAM_1172 Panorama
Zeki-Nimet (106)Zeki-Nimet (93)
SAM_1191


Günün son pasını da geçtikten sonra Bormio’nun içinden geçip 13 km şehir dışındaki otelimizin olduğu daha küçük yerleşim bölgesine gidiyoruz.


İtalyan bayan bizi kapıda karşılıyor. Google translate ile yarı İtalyanca yarı İngilizce anlaşmaya çalışırken bize espresso yapmayı da ihmal etmiyor. Sonrasında süper karlı dağ manzarasında bira ve cipsimizi de verince süper bir keyif yaşıyoruz. 


Artık eşlerimiz iyice yorulmaya başladı, soğuk havanında etkisiyle gelir gelmez yanan kaloriferlere yapıştılar ve kendilerini direkt sıcak duşun altına sonrada ısınmak için yorgan altına girdiler…..

Bormio-Como

Bu günkü Rotamız 290 km, Geçeceğimiz Paslar Stelvio, Umbrail Pass, Albula Pass ve Splügen Pass.
İşte büyük gün geldi artık. Stelvio günün ilk pası, keyifle tırmanıyoruz. 

IMG-20140919-WA0002

Zirvede diğer zirvelere göre çok daha fazla kar karşılıyor bizi. Biz gelmeden 3 gün önce taze kar yağmış öğlene kadar yoldaki kar erimemişti, ama bu gün hava mükemmel zirvede tadını çıkarıyoruz Stelvionun. 


Yolumuz stelvio sonrasında Como olacağından inişi yapamayacaktık ama “B” planımız hazırdı, eşlerimizi ve çantaları zirvede bırakıp Stelviyonun diğer tarafından ilk viraja kadar inip tekrar tırmanacaktır. Sadece Tümer Eşi ile inmeyi tercih etti. Biz ise motorların ve lastiklerin sınırlarını bir kez daha rahat test etme fırsatını bulduk.


Stelvio hafta içi olmasına rağmen inanılmaz kalabalık, her yaştan insan var burada, motorlu, Bisikletli herkes burada sanki.

Zeki-Nimet (116)Zeki-Nimet (117)

Stelvio Zirvesinde Hacı Duası…
IMG-20140919-WA0017
Zeki-Nimet (124)

DCIM100GOPRO

Stelvio sonrasında Umbrail pastan geçiyoruz, Tümer’in motor çok mu benzin harcıyo bilmiyoruz ama arkamızda birden kayboluyor. Bizde manzaranın tadını çıkardığını düşünüyoruz fakat benzini bittiğini sonradan öğreniyoruz. Arkadan gelen ikili ekibimiz Zeki ve Gültekin yardımcı oluyorlar, motorlardaki hortumlardan birini söküp benzin takviyesi olayı…..


Sonrasında Albula pası da geçtikten sonra İtalyaya girmeden marketten eksiklerimizi tamamlıyoruz. Sonrasında yine çok güzel passlardan biri olan Splügen pass a doğru tırmanışa geçtiğimiz sırada Ducati Multi stradalı 8-10 motor grubu bizi geçiyor ama bizde o sıra gaza gelip takılıyoruz peşlerine, hadi ben basıyorum Tümere ne oluyor sürekli oda arkamda, bir taraftan Fatoş arkadan dürtüyor beni yeter artık diye ama mümkün değil duramıyorum, en sondaki multili arkadaşta artık pes ediyor ve işaret ederek geç artık deyip sağa çekiliyor, ama yapmıyorum öyle bir şey arkadaşlarından ayrı kalmasın diye. Bu arada zırt diye zirveye tırmanmış oluyoruz splügein keyfini süremiyoruz. Şimdi iniş zamanı yine hiç durmadan devam ediyoruz fakat bu seferde küçük bir GPS okuma hatası ile splügenin en güzel kaya tünelleri ile iniş bölgesini kaçırıp başka bir yerden aşağıya inmiş bulunuyorum. Artık biradaki sefere diyelim de tekrar gelmek için bir sebep olsun.
Como ne kadar uzakmış öyle, sürekli ışıklarda durmaktan artık sıkılıyorum ve bir miktar kaldırımdan devam ediyorum. Como gölü kuzey tarafında göle sıfır bir yerde mola verip aldıklarımızı tüketiyoruz. Sonrasında ise direkt olarak Otelimize hedefliyoruz kendimizi. Gölün batı tarafından inen yol çok dar ve villa duvarları arasından geçiyor ve çok fazla tünele girip çıkıyoruz. Çok sevimli bir yol sayılmaz, hız sınırı var ama motorlu olarak tek dikkat eden biziz galiba….
Sonunda gezimizin en berbat otelindeyiz, Restorante Valletina. 2 geceyi de burada kalacak olmamız can sıkıcı. Sadece yatma amacıyla kullanacağımız tesellisiyle yerleşiyoruz otelimize.
Ertesi gün tren yolculuğu mu yoksa motorla mı gidelim kararını vermek için biraz araştırma ve havanında sıcak olması nedeniyle treni tercih ediyoruz. Akşam yürüyerek İsviçre’ye geçiyoruz. Birçok yerde sınırlar kalkmış olmasına rağmen burada sembolik bir kapı var ve polisler sen geçerken hafif kafa sallayıp seni gördüm tamam devam et diyerek kapı geçişlerini kontrol altında tutuyorlar….
İki adım sonra inanılmaz şekilde herşey değişiyor, İsviçre kaldırımları, binaları mağazalar v.s. çok farklı İtalya’ya göre. Dağları ve Köyleri bile kartpostal gibi İşviçre’nin…..İki ülke arasındaki fark sınır olmasa bile çok bariz fark edilebiliyor….

Como-Milano  (Motorsuz)

Hanımlara ikinci şehir olarak Milanoyu gezdiriyoruz. Bu gün bizim dinlenme günümüz, motorsuz günümüz. Biz aslında pek tercih etmeyiz bu tür bir dinlenmeyi ama eşlerimiz için şart bizde katlanıyoruz…..
Milano’ya motor yerine tren ile gitmeye karar veriyoruz. İsviçre sınırları içindeki Chassio tren istasyonunda bilet veren otomatik makinalarda Milano için bilet fiyatının bu kadar pahalı olduğuna anlam veremiyoruz, ta ki trende biletlerimizi görevliye kontrol ettirene kadar. Görevli bize bu biletin daha hızlı ve sadece 3 istasyon da duran tren için olduğunu söyleyince en pahalı bilet ile en ucuz trende yolculuk ettiğimizi ancak anlıyoruz. Her ülkenin toplu taşıma sistemini 3-5 dk içinde çözmek her zaman mümkün olmuyor.

Milano da görülebilecek en önemli yapıtlardan bir Duomo kadetrali. Gerçekten harika görünüyor. Sonrasında hemen karşı caddesinden direkt ulaşılabilen kalesi var. Birde Leonardo’nun orijinal “The Last Supper” resminin sergilendiği kilise var ki günler öncesinde randevu almanız gerekiyor ve fiyatı da epeyce tuzlu….

Bu da Milano Mazalı…Biraz sanat yapayım dedim….

Milano’dan sonra geri dönüp günün yarısını Como gölünde geçirmek üzere trenle aynı yolu geri geliyoruz. Como sakin ve keyifli bir bölge. Göl kenarında biraz yürüyüş sonrasında Çimlerde güneşlenen gençlerin arasında bir yer bulup bizde yayılıyoruz. Göl içinde uçakların inip kalkacağı bir su pisti var. Deniz uçaklarını seyretmekte ayrı bir keyifmiş. 

Gölün sakin ve temiz suyunun cazibesine çok fazla dayanamayıp dalıyorum suya. 
DCIM100GOPRO
Yüzmek için biz Como’yu tercih ettik Zeki ve eşi Lecco’yu tercih ettiler, onlar daha şanslı galiba:-))
Zeki-Nimet (162)Zeki-Nimet (163)
Hırvatlar kadar olmasalar da İtalyan kızları da güzelmiş…..
Zeki-Nimet (159)
Zeki-Nimet (161)
Biraz yüzdükten sonra hep beraber bir markete girip deniz  ürünlü karışık salata, kırmızı şarap, birkaç değişik peynir ve fırından yeni çıkmış ekmek ile bu günkü piknik menümüzü tamamlamış oluyoruz. Alpleri çevreleyen ülkelerde sebze meyve çok pahalı, su yerine şarap içmek çok daha hesaplı. 99 cent e 1 Lt karton kutuda çok harika kırmızı şarap almak mümkün…..Karadenizli ve bir fındık üreticisi olarak iç fındık fiyatının 57 Euro olduğunu görünce dudaklarımız uçukluyor….TR de ise iç fındık kg fiyatları 20 TL civarında olduğu düşünülünce biz üreticiler olarak ne kadar fazla sömürüldüğümüzü hissedebiliyorum.
Göle karşı çimlerin üzerine yayılıp aldığımız her şeyi silip süpürüyoruz. Çok keyifli bir piknik ve 1.5 lt şarap içtikten sonra ağzımız kulaklarımızda, güneşi batırıp ayrılıyoruz Como’dan. Bir istasyon mesafede Otelimizin olduğu sınır bölgesi olan Chassio’ya  geçiyoruz.
Ertesi gün sabah erken kahvaltıda buluşma sözü alıp geç saatte odalarımıza geçiyoruz. Bu arada Zeki-Gültekin ekibi için bulduğum otel çok daha konforlu ve Como merkezinde (Recidance Diyaz). Zeki ve Eşi Nimet Lecco’da göle girmeyi tercih ederken Gültekin ve eşi Gülcan da bizim ekip gibi Milano’yu tercih etmişler. Sonuçta herkes için tam bir motorsuz rest day oldu.

Como-Hasliberg

Como-Hasliberg arası 220 km. Geçeceğimiz Passlar, Gotthart Pass , Furka Pass , Grimsell Pass var ki hepsi birbirinden harika.
Yol üzerinde Lugano içinden geçip gitmek istiyoruz. Sabahın erken saatlerinde geçtiğimizden Lugano çok sessiz ve sakin bir yer izlenimi veriyor bize. Küçük şirin bir cafede Espressolarımızı yudumladıktan ve biraz dinlendikten sonra yolumuza devam ediyoruz. İsviçre’de her yerde Euro ile ödeme yapabiliyorsunuz fakat para üstü Frank olarak veriliyor. Ve bir çok yerde Frank=Euro olarak çeviriyorlar ve bu durumda siz zararlı çıkıyorsunuz o yüzden en güzeli bir miktar frank nakit bulundurmak.

Gotthart Pass ı kaçırmamak için yeni yapılan yola girmemek ve tünellerden geçmemek gerekiyor. Bu pass hem yeni hem de eski Arnavut kaldırımlı yoldan geçmek mümkün. Ama tercihiniz eski yol olmalı. Çok dikkat etmeme rağmen son anda yolu kaçırıp tekrar geri dönüyorum. Eski yol gerçekten muhteşem. Zeki bizden sonra geçtiğinden aynı hataya düşüp yolu kaçırmış geri de dönmemiş eski yolu seyrederek çıkmış zirveye.
Zeki-Nimet (169)

Zeki-Nimet (175)


Bir çok zirvede olduğu gibi bu zirvede de çok harika bir göl var. Çok kısa manzaranın keyfini çıkarıp inişe geçiyoruz. İnişteki vadi ve ortasından geçen dere büyülüyor bizi dayanamayıp dere kenarına iniyoruz. Biraz yürüyüş yapıp dere ile oyalandıktan sonra Furka Pass a doğru yola çıkıyoruz. 


Furka Pass yolu çok keskin virajları olmayan daha düz ve görüşü çok geniş olan muhteşem manzaralı bir zirve. 


Çıkışta James Bond filminin çekildiği bir nokta olduğunu fark ediyoruz. Bir tabela ile filmin orada çekildiği sahne fotoğrafı ve bir açıklayıcı yazı ile tabela konmuş. Buraya da James Bond Str. Adı verilmiş. 

 


007 Fatoş:-))))


Furka Pas sın inişi ise muhteşem manzaralı bir yol. Zirve sonrasında direkt olarak durup uzun uzun manzaraya hayran kalıyoruz. Bu bölgeler kesinlikle trekking yapılabilecek çok daha uzun süreli kalınabilecek muhteşem bölgeler. Furkadan baktığınızda dağların zirveleri ve ilerideki Grimsel Pass çıkışını çok net görebiliyorsunuz.  


4 comments

  1. Anonymous

    Süper bi gezi olmuş. En önemli kısmı da kazasız, problemsiz tamamlanması sanırım. Tebrikler.

  2. Cross Runner vites araları çok kısa. Ahmet in arkasında giderken nasıl sık vites değiştirdiğini gözlemledim.<br /><br />Ama CBF 1000 ile 40-200 km/h arası 6 vitesde gidilebiliyor :)<br /><br />Hayatımda ilk kez 4 silindirli bir motora bindim. CBF in uysal bir motor olduğunu ve fazla zorlanmayacağımı kullanıcısı arkadaşlardan öğrenmiştim. Gerçekten dedikleri gibi oldu. Hiç zorlanmadım. Motor çok

  3. Gültekin

    Ahmet ciğim,
    Ellerine sağlık, çok sürükleyici ve görseli de harika.
    Yalnız bir de Milano da Türk döneri yiyip Decathlon gezip alışveriş yapanlar varmış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir